Ilıpınar Höyüğünde yapılan kazılarda dünyanın en eski eşyaları ve mezarları elde edilmiştir. İlk kez 1948 yılında Türk araştırmacı  K.Köktem tarafından keşfedilip bilim dünyasına duyurulmuştur. Bursa bölgesinin en eski yerleşim birimi olduğu belirtilen Ilıpınar Höyüğünde yapılan kazılar sonucunda M.Ö.5400 yıllarına dayanan ve dünyanın en eski eşyaları ile mezarlarının bulunduğu çok sayıda tarihi eserler bulunmuştur.
Orhangazi´ nin bilinen en eski sakinleri Bitinyalılar´ dır. M.Ö 74 yılından sonra bölgemiz, Romalılar´ ın egemenliği altına girmiştir. Orhangazi, 365 yılında kent derecesine yükselmiştir. Roma İmparatorluğu´ nun ikiye ayrılmasından sonra 395 yılında Bizans Devleti´ ne bağlanmıştır. Basilinapolis adlı kent, III. yüzyılda kentimizin bulunduğu alanda kurulmuştu. Pazarköy olan eski adını da olasılıkla Bazilinaköy´ den almıştır.  
       Bölge 1085 - 1097 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti´ nin yönetimine girmiştir. 1097 yılında kentimiz ve çevresi Haçlılar tarafından yağma edilmiştir. 1024 - 1261 yılları arasında İznik  Bizans  İmparatorluğu  egemenliği  altında kalan eski Orhangazi, göle daha yakın bir yerde bulunuyordu. 1332 yılında Orhan Bey tarafından fethedilen bölgemizde, Yerleşim ünitesi olarak II. Osmanlı Padişahı Orhan Bey tarafından 1362 yılında kurulmuştur.Orhan Bey burada kendi adına bir camii ve hamam yaptırarak civarda bulunan Türk aşiretlerini buraya yerleştirmiştir. Pazarköy adını alan bu yerleşim merkezi o sıralarda İznik´e bağlıydı.
Osmanlı Devletinin ikinci padişahı Orhan Bey, has mülkü olan kentimizi, daha sonra İznik´ te bulunan Mevlana Alaaddin Medresesi´ ne vakıf olarak bağışlamıştır. Bu tarihte İznik´ in Gürle bucağına bağlı Pazarköy´ ün 17 - 18. yüzyıllarda kaza derecesine ulaştığı sanılmaktadır. 1879 yılında Pazarköy bucak merkezi olmuştur. 1893 yılında ise Bursa iline bağlı ilçe merkezi olmuş ve 1913 yılında Orhangazi adını almıştır.
Kurtuluş Savaşı´ nda işgal kuvvetlerinin ilerlemesine engel olan PAZARKÖY´ ün adı kurucusuna dayatılarak, 1913 yılında Orhangazi olarak değiştirilmiştir.
İstiklal harbi sırasında ilçe Yunan işgaline uğrayıp, tarihin en karanlık ve talihsiz dönemini yaşamıştır.
      20 Eylül 1919 tarihinde itilaf devletlerinin işgali altına giren Orhangazi´ de; Yunanlılar tarafından Çakırlı, Dutluca, Çeltikçi, Gedelek ve Yeniköy´ de katliamlar yapılmış, kentimiz tamamiyle yakılmıştır. Orhangazililerin bir kısmı kaçmış, bir kısmı da önce Gemlik´ e sonra da İstanbul´ a sürülmüşlerdir. Orhangazi, 10 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuş ancak kasaba yandığı için ilçe merkezi iki yıl Gürle´ ye taşınmıştır.

 
 350     HACILARTEPE HÖYÜĞÜ :
Bursa İli, Orhangazi İlçesi´nin batısında, Bursa-Yalova karayolunun yaklaşık 2 km güneyinde, Ilıpınar yerleşmesinin 500 m güneybatısında yer alir. D.H. French tarafından 1965 yılında saptanan höyük yaklaşık 150 x 4 m boyutlarındadır. 1993-95 yıllarında J.J. Roodenberg tarafından kazılan höyüğün detaylı bir yayını henüz yapılmamıştır.
Kalkolitik: Kazıda, yüzeyden 4.5 m´de ana toprağa ulaşıldığı halde, Kalkolitik Çağ´a ait bir yerleşmenin varlığı saptanmamışsa da, yüzeyinden son Kalkolitik Çağ´a ait siyah açkili çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Kalkolitik Çağ için şüpheli bir buluntu yeridir.
İlk Tunç Çağı: Kazı raporlarından anlaşıldığına göre 7 x 9 m boyutlarında açılan bir sondajdan yaklaşık 4,5 m derinlikte ana toprağa varılmıştır. Tüm dolgu İlk Tunç Çağı II ve III´e aittir. Sondajda birçok mimari tabakaya rastlanmıştır. En altta 2 m´lik dolguda kuzey-güney istikametine uzanan iki bina saptanmıştır. Binaların duvarları dal örgü tipinde yapılmış ve tabanlar bir kaç kez yenilenmiştir. Üst katlarda yine duvarları dal örgü tekniğiyle yapılmış ayrıca ahşap malzemenin de sıkça kullanıldığı bina kalıntılarına rastlanılmıştır. Çanak çömleklerin tipik Troya ve Demircihöyük´ten bilinen örneklere benzediği belirtilmektedir. Hacilartepe´den alınan bazı 14C örnekleri, yaklaşık MÖ 2400 tarihini vermiştir.


350      ILIPINAR HÖYÜĞÜ :
Yeri: Bursa il merkezinin kuzeydoğusunda, Orhangazi İlçesi´nin yaklaşık olarak 1.5-2 km güneyinde, Gedelek Köyü´nün 4 km kuzeydoğusunda, Örnek Köy´ün 1.5 km kuzeybatısında, Çeltikçi Köyü´nün 1.750 m dogu-kuzeydoğusundadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: İznik Gölü´nün 2 km batısında olan höyüğün hemen yanında Ilıpınar Mevkiine yerleşenlerin rahatlıkla su ihtiyaçlarını karşılayacak su kaynağı bulunmaktadır. Yerleşim alanının genişliğinin yaklaşık 2.5 hektar, çapının 250 m, yüksekliğinin batı kesiminde 3 m, doğu kesiminde ise 10 m olduğu bildirilmektedir.
Tabakalanma: Höyükteki kazı sonucunda tepenin en üstünden ana toprağa dek on tabaka tespit edilmiştir. I. tabaka: MS 7. yüzyıl başı-6. yüzyıl sonuna tarihlenen ve höyüğün hemen her tarafını kaplayan mezarlık tabakası. Bu mezarlığın Orhangazi´deki Bizans Dönemi yerleşmesine ait olduğu tahmin edilmektedir. Yaklaşık olarak 200 mezar ortaya çıkarılmıştır [Roodenberg 1990:100]. II. tabaka: Erken Roma Dönemi tabakasında taş duvarlar bulunmuştur. Yapım tekniği olarak su kaynağının çevresindeki taş duvarlara benzemektedir. Ele geçen çanak çömlek parçalarından bu kalıntıların MS 1. ve 2. yüzyıla tarihlenebileceği ileri sürülmektedir. III. tabaka: Ilk Tunç Çağı´nın sonuna tarihlenen, İnegöl gri mallarının olduğu, silo ve çöp çukurların bulunduğu tabakadır. Var olduğu sanılan mimarisi Bizans mezarlığı tarafından tahrip olmuştur. Tepenin merkezinde bu çağa ait birkaç mezarda tunç silahlar bulunmuştur. IV. tabaka: Eski mezarlık tabakasıdır. Ele geçen 40 mezarın bazılarında hocker biçiminde yatırılmış ölülerin yanına mezar hediyesi olarak konmuş kap ve bakır nesneler bulunmuştur. Siyah açkili maldan örneklerin bir kısmı içi dolu oyuk bezemelidir. Göreli kronolojiye göre bu mezarlar MÖ 4. bin yılın sonuna (MÖ 3.100-2.900), Son Kalkolitik Çag´a tarihlenmektedir. V. tabaka: Büyük çöp çukurlarının olduğu ve çanak çömlek parçalarının özellikleri ile VI. tabaka bulgularına benzeyen Karanovo III ve erken Vinca ile ilişkisi olan tabakadır. MÖ 5. bin yılın ikinci yarısına tarihlenmektedir. VI. tabaka: Yangın geçirmis kerpiç mimarının olduğu tabaka. MÖ 5. bin yılın ilk yarısına, İlk Kalkolitik Çağ´a konmaktadır. VII. tabaka: V. bin yılın ilk yarısına, Ilk Kalkolitik Çağ´a tarihlenen kerpiç mimarinin olduğu tabakadır. VIII-IX. tabakalar: Ahsap yapı elemanları ile desteklenmiş pise´den inşa edilen kulübe tipi yapıların olduğu, Son Neolitik Çağ´dan İlk Kalkolitik Çağ´a geçisi veren tabakalardır. MÖ 5. bin yılın başına yerleştirilen bu tabakalarda Fikirtepe kültürü ile Balkan kültür ögeleri beraberce kullanılmıştır. X. tabaka: Hacılar ile Fikirtepe kültürünün olduğu Son Neolitik Çağ tabakasıdır. MÖ 6. bin yılın sonuna tarihlenmektedir.
Neoloitik: 
Mimari: Ilıpınar kazı başkanı tarafından şimdilik Son Neolitik Çağ olarak tanımlanan X. tabaka, büyük kesitte, ana toprağın üzerinde saptanmıştır. Kesitte sıra halinde direk izlerinden ve taban kalıntılarından, üzeri çamur harçla kaplı dal-örgü tipinde kulübelerin olduğu yorumlanmaktadır. Tepenin güneybatı yamacındaki S 9 adli sondajda ise gene bu evre ile hem zamanlı olduğu tahmin edilen killi bir toprak katmanı ile karşılaşılmıştır. X. tabaka yapılarının bir yangın sonucunda tahrip olduğu, 40 cm kalınlığında yanık döküntünün altında ele geçen oldukça iyi korunmuş yanmış ev kalıntısından anlaşılmaktadır. Aynı yanık döküntüleri hem ana kesitte hem de S 9 sondajında görmek mümkündür. 5 x 6 m boyutlarında olan bu ev ise 25 cm kalınlığında pise duvarlara sahiptir. Pise duvarların iç kısmında ince ağaç direk izleri bulunmaktadır. [Roodenberg 1993:253,sek.3]. Günümüze 60 cm yüksekliğe kadar koruna gelmis olan bu yapının güney duvarındaki 80 cm genişliğindeki açıklığın olasılıkla giriş görevi gördüğü tahmin edilmektedir. Odanın içinde, hemen hemen merkeze yakın bir yerde, kilden yapılmış, asağı yukarı oval biçimli bir ocak, kuzey köşede yine kaba kilden bir kırık killer dolabı ile bir öğütme taşı, batı duvarının yanında ise bir podyumun yer aldığı görülmektedir [Roodenberg 1993:sek.3]. Odanın zemini gene yanık kil tabanla kaplıdır. Bu mekanın içinde, obsidien çekirdek, taş boncuklar, figürin gibi küçük buluntular da mevcuttur. Yapı tekniği ile Bulgaristan´daki İlk Neolitik yerleşme yerlerindeki yapılarla karşılaştırılabilecek özellikler taşımaktadır.
Çanak Çömlek: X. tabakada el yapımı, mineral, kum ve bitki katkılı hamurlu, iyi pişirilmiş, açıktan koyuya kadar değişen tonlarda portakalımsı açık kahverengi - gri yüzey renkli, açkili maldan kaplar ve parçalar ele geçmiştir. Hamurundaki bitki katkının çanak çömleğin yüzeyinde Saman Yüzlü mallar gibi bir görünüm verdiği ileri sürülmektedir [Roodenberg 1989a:67-68]. Biçim açısından küresel gövdeli hafif çıkıntı dudaklı kap biçimleri çoğunluktadır. Bunların bazılarına yatay konumlu ve delikli tutamaklar konulmuştur. Dipleri genellikle yassı ve düzdür. Az sayıda yayvan çanak biçimleri de görülmektedir.
Yontma Taş: Çoğunlukla çakmaktaşının hammadde olarak kullanılmasının yanı sıra obsidien çok azdır. Dilgiler endüstrinin hakim tipidir.
Kemik/Boynuz: Ilıpınar´ın kemik aletleri X-VI. tabakaların buluntuları başlığı altında incelendiği için, bu tabakanın kendine özgü buluntuları şimdilik anlatılmamaktadır.

Hayvan Kalıntıları: Ilıpınar´da en eski tabakadan itibaren koyun, keçi,domuz, sığır gibi hayvanların evcilleştirildiği belirtilmiştir.
Yorum ve tarihleme: Genel özellikleri ile X. tabaka, Anadolu´dan Fikirtepe/Pendik ve Hacılar ile ilişkiler göstermektedir. Bu tabaka için 14C ölçümü ile düzeltilmemiş tarihle GÖ 7.100-6.900, düzeltilmiş tarihle ise MÖ 5.900-5.700 tarihleri verilmektedir [Roodenberg 1993:259].
Kalkolitik:
Mimari: IX-VII. tabakalar: Bu tabakalara ait kalıntılar, ´Büyük Meydan´ olarak adlandırılan açma dizisinde, yaklaşık 400 metrekarelik bir alanda gün ışığına çıkartılmıştır. Mimaride, Trakya ve Marmara Bölgesi´nin ahşap ağırlıklı malzemesine uygun yöresel tekniklerinin uygulandığı görülmektedir. Ahşap, pise, kerpiç, dal-örgü malzemenin bir arada kullanıldığı bir yapım tekniği izlenmektedir. Ortaya çıkan yapıların birbirleriyle olan ilişkilerinden, ilk tabakadaki köyün, yaklaşık 50 haneli oldugu tahmin edilmektedir. Ev planlarına bakıldığında, yapıların birbirinden bağımsız, tek odalı, dörtgen planlı yapılar olduğu görülmektedir. Boyları yaklaşık olarak 4-5 x 6 m´dir. Duvarlarının yapımı değişkendir, bir kısmı yatay hatıllarla sağlamlaştırılmış çamur harçtan yapılmış, her iki kenarı küçük ahşap direklerle desteklenmiştir. Bazılarında yatay tahtalardan yapılmış, olasılıkla duvarın toprağa batmasını önleyen temeller vardır. Bir kısım duvarlar dal-örgü ya da çit örgü tekniğindedir. Bu duvarlardan günümüze çok azı, ancak 40-50 cm yükseklikte kalabilmiştir.
Çanak Çömlek: Ilıpınar´ın IV. tabakasından IX. tabakaya kadar olan tüm yerleşimleri Kalkolitik Çağ´a konulmaktadır. IV. tabakada yaklaşık 40 mezardan oluşan bir mezarlık bulunmuştur. Mezarlara, ölülerin yanlarına, gri/kurşuni renkli hamurdan, gri-siyah yüzlü, açkili, iyi pişirilmiş maldan omurgalı kaseler, testiler, tek ya da iki kulplu kaplar gömü armağanı olarak bırakılmıştır. Her dört mezarın üçünde armağan bulunmuştur. Marmara Bölgesi´ndeki yüzey araştırmalarında, yerleşme alanlarında pek görülmeyen bu mal grubu bölgeye yabancıdır. Bazı kaplar, çizi ya da sığ oluk bezeme ile süslenmiştir. Bezemelerin içleri beyaz renkte bir dolgu maddesi ile doldurularak iyice belirgin hale getirilmiştir. Biçimlerde özellikle lale biçimli olarak adlandırılan kaplar ilgi çekicidir. 14C sonuçları ile mezarlığın, dolayısıyla bu kapların, MÖ 4. bin yılın sonuna tarihlenmesi kesinleşmiştir. V. tabakadaki koyu yüzey renklerine sahip çanak çömleğin Erken Vinça kültürü ile özdeşleştiği ileri sürülmektedir. Kazı başkanı benzerliklere dayanarak bu mal grubunu MÖ. 5. bin yılın ikinci yarısına koymaktadır. VI. tabakada ise omurgalı ve dikdörtgen biçimli parçaların varlığı kanıtlanmıştır. VII. tabakadan sonra, kültür bulgularında. az dahi olsa bir değişimin varlığı izlenmektedir. Düşük ısıda pişirilmiş, koyu renkli, dişi açkili, bazılarının üzerlerinde çizi bezemeli çanak çömlekler, Son Neolitik Çağ´dan İlk Kalkolitik Çağ´ın başına geçisi veren VII-IX. tabakaların genel çanak çömlek özelliklerini göstermektedir. IX. tabakada Fikirtepe türü çanak çömleğin devam ettiği görülmektedir. Bu tabakalar yaklaşık olarak MÖ 5. bin yılın ortasına tarihlenmektedir.
Kil: Marmara Bölgesi´nin Balkanlar ile olan ilişkisini ortaya koyacak tipte insan ve hayvan figürleri bulunmuştur.
Yontma Taş: Çakmaktaşı ve obsidienden dilgiler, bıçaklar ve kazıyıcılar sayıca en çok kullanılan alet türlerindendir. Ilıpınar´ın kendine özgü bir yontma taş endüstrisi yoktur.
Kemik/Boynuz: IX. tabakada , benzerleri Fikirtepe kültüründe bulunan, elde oyularak ve kesilerek çok muntazam bir şekilde oluşturulmuş, uzun saplı kemik kaşıklar toplanmıştır. Olta iğneleri, bizlar, boynuzdan alet sapları bu hammaddenin diğer nesnelerini teşkil etmektedir.
İnsan Kalıntıları: Höyüğün yüzeyine yakın konumda, Bizans Dönemi´ne tarihlenen mezarların arasında Son Kalkolitik Çağ´a ait 40´dan fazla mezar bulunmuştur. Bu mezarlar yaklaşık olarak MÖ 4. bin yılın sonuna tarihlenmektedir. Ölüler, basit toprak mezara hocker biçiminde yatırılmıştır. Bu çağa ait, yüzyüze bakan iki iskeletli mezar, dönem mezarlarına örnektir. Arsenli tunçtan yassı balta, bakır bıçaklar, bir adet biz ve 9 adet tüm kabin mezar armağanı olarak bırakıldığı görülmektedir.

Hayvan Kalıntıları: Ilıpınar yerleşiklerinin, öküz, koyun, keçi, domuz yetiştirdikleri saptanmıştır. Bitki Kalıntıları: Tahil ve sebze ekiminin yapıldığına dair izler bulunmuştur.
 
        
 
 
 
 
 
 
 
  Yorum ve tarihleme: Ilıpınar, Marmara ve Trakya Bölgesi´nin arkeolojisinde çok önemli bir dönemin aydınlanmasına yol açmıştır. Özellikle Fikirtepe Kültürü´nün tarihlenmesini kesinleştirdiği gibi yörenin Kalkolitik Çağ kültürlerinin açıklanmasına da yol açmıştır. Özellikle IV. tabakaya eş güdülen Son Kalkolitik Çağ mezarlığında, mezar armağanı olarak bırakılan siyah açkili çanak çömlek bölgede ilk defa saptanan bir mala aittir. Burada yaşayan toplulukların tarım ağırlıklı bir yaşam modeline sahip oldukları ele geçen bitki ve hayvan kemiklerinden anlaşılmaktadır. Avcılığın gıda üretiminde çok küçük bir payı olduğu ileri sürülmektedir [Roodenberg 1992:128]. Kuzeybatı Anadolu´nun ilk tarımcı topluluklarının yaşamlarını ve çevrelerindeki bölgeler ile olan ilişkilerini ortaya çıkarmayı amaçlayan Ilıpınar kazıları, özellikle Anadolu´dan Balkanlar üzerinden Güney Dogu Avrupa´ya olan göç ilişkilerini saptamasında rol oynamaktadır. Höyükten alınan 14C örnekleri ile yerleşmenin 600 yıllık bir ömrü olduğu ortaya çıkmıştır: IX. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.900 VIII. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.900-6.750 VII. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.750 VI. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.750-6.550 tarihlerini vermektedir.